Tarihin Tozlu Sayfalarında Bir Kırılma Noktası: 28 Şubat Süreci
Tarihin Tozlu Sayfalarında Bir Kırılma Noktası: 28 Şubat Süreci
Karanlık bir dönemin yıl dönümünde Türkiye, demokratik kazanımlarına sahip çıkıyor. 28 Şubat’ın izleri silinirken, 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ilkesi etrafında kenetlenen ülke, artık hiçbir gayri meşru müdahaleye geçit vermeyen sarsılmaz bir kale haline geldi.
Türkiye siyasi tarihine "postmodern darbe" olarak kazınan 28 Şubat sürecinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen, bıraktığı demokratik ve toplumsal izler tazeliğini koruyor. 1997 yılında Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısıyla başlayan ve dönemin hükümetini istifaya zorlayan süreç, bugün hala sivil-asker ilişkileri ve laiklik ekseninde tartışılmaya devam ediyor.
9 Dokuz Saatlik Kritik Toplantı
28 Şubat 1997'de Çankaya Köşkü’nde gerçekleşen ve yaklaşık 9 saat süren MGK toplantısı, Türk demokrasi tarihinin en uzun ve en gerilimli görüşmelerinden biri olarak kayıtlara geçti. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel başkanlığında toplanan kurulda, asker kanadı "irtica ile mücadele" adı altında 18 maddelik bir bildiri sundu. Bu bildiri, Başbakan Necmettin Erbakan liderliğindeki 54. Hükümet (Refah-Yol) için sonun başlangıcı oldu.
Toplumsal ve Siyasi Dönüşümün Pençesinde
Süreç sadece bir hükümet değişimiyle sınırlı kalmadı; eğitimden ekonomiye, yargıdan medya sektörüne kadar geniş bir alanda tasfiyeler ve kısıtlamalar yaşandı. Alınan kararlar neticesinde:
8 Yıllık Kesintisiz Eğitim: İmam Hatip okullarının orta kısımlarının kapanmasına yol açan sistem hayata geçirildi.
Kılık-Kıyafet Yasakları: Üniversitelerde ve kamu kurumlarında uygulanan başörtüsü yasağı, binlerce öğrencinin eğitim hayatını yarıda bırakmasına neden oldu.
Batı Çalışma Grubu (BÇG): Kamu görevlilerinin ve siyasetçilerin fişlendiği iddialarıyla gündeme gelen bu yapı, dönemin en çok tartışılan unsurlarından biri oldu.
"Bin Yıl Sürecek" Denilmişti
Dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir tarafından "Bin yıl sürecek" şeklinde nitelendirilen bu süreç, Refah Partisi’nin kapatılması ve Necmettin Erbakan’a siyaset yasağı getirilmesiyle sonuçlandı. Ancak tarihçiler, bu müdahalenin Türkiye’nin siyasi yelpazesinde beklenenin aksine yeni bir muhafazakar demokrat dalganın doğuşuna zemin hazırladığına dikkat çekiyor.
Demokrasinin Hassas Sınavı
Günümüzde akademisyenler, 28 Şubat’ı "demokrasinin vesayetle imtihanı" olarak yorumluyor. Sivil siyasetin askeri bürokrasi eliyle şekillendirilmeye çalışıldığı bu dönem, Türkiye’nin demokratikleşme serüveninde aşılması gereken zorlu bir viraj olarak anılmaya devam ediyor. Her yıl dönümünde olduğu gibi, bugün de siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları "Bir daha asla" diyerek milli iradenin üstünlüğüne vurgu yapıyor.
Demokrasi ve Milli İrade Notu
"Türkiye, tarih boyunca yaşadığı tüm müdahale ve vesayet girişimlerine karşı artık sarsılmaz bir demokratik bilince sahiptir. 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a kadar uzanan süreçte Türk milleti, kendi iradesinin üzerinde hiçbir güç tanımadığını ve demokratik kazanımlarından asla ödün vermeyeceğini tüm dünyaya kanıtlamıştır.
Bugün Türkiye, darbe ve darbe girişimlerinin her türlüsüne amasız ve fakatsız karşı duran, hukuk devletini ve milli egemenliği her şeyin üzerinde tutan bir ülkedir. Bir daha hiçbir 'postmodern' veya doğrudan müdahalenin bu toprakların huzurunu ve siyasi istikrarını bozmasına izin verilmeyecektir. Milli iradeye sahip çıkmak, sadece geçmişe bir saygı değil, geleceğimize olan en büyük sorumluluğumuzdur."
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.