su kaçağı tespiti fiyatları dini chat ankara güneş enerjisi juul iqos iluma
marsbahis Marsbahis Giriş marsbahis

Petrol, Egemenlik Ve Yeni Bir Emsal Tartışması

Dünya (GÖZDE) - Gözde Tv | 05.01.2026 - 10:20, Güncelleme: 05.01.2026 - 10:20
 

Petrol, Egemenlik Ve Yeni Bir Emsal Tartışması

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ocak Cumartesi sabahı yaptığı açıklamada, ABD Silahlı Kuvvetleri’nin Venezuela’ya yönelik “geniş ölçekli bir askeri operasyon” düzenlediğini ve bu operasyon kapsamında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi Cilia Flores’in yakalanarak ülke dışına çıkarıldığını duyurdu. Açıklama, Karakas’ta gece yarısı meydana gelen şiddetli patlamaların hemen ardından geldi.
Trump’ın “Mutlak Kararlılık Harekâtı” (Operation Absolute Resolve) adını verdiği operasyonun, ABD’nin seçkin özel kuvvetlerinden Delta Force tarafından gerçekleştirildiği belirtildi. ABD Başkanı, operasyonu Florida’daki Mar-a-Lago malikanesinden canlı olarak izlediğini ifade ederek, “47 saniye içinde çelik kapılar aşıldı ve hedef ele geçirildi” sözleriyle müdahalenin hızına dikkat çekti. ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine’in açıklamalarına göre, operasyona 15 binden fazla asker, F-35 ve F-22 savaş uçakları ile B-1 bombardıman uçakları katıldı. Karakas’ta elektrikler tamamen kesildikten sonra, Delta Force ve Navy SEAL ekipleri helikopterlerle Maduro'nun yerleşkesine indi. Çatışmalarda 40 Venezuela askeri ve sivili hayatını kaybederken, 2 ABD askeri yaralandı. Trump, "Tek bir Amerikan ekipmanı bile kaybedilmedi, bu inanılmaz bir başarı" sözleriyle operasyonu savundu. Yakalanan Maduro ve eşi, ilk olarak ABD donanmasına ait USS Iwo Jima adlı savaş gemisine götürüldü. Daha sonra ABD’ye sevk edilen Maduro’nun New York ya da Miami’de federal mahkemelerde “narko-terörizm” ve “uluslararası uyuşturucu kaçakçılığı” suçlamalarıyla yargılanmasının beklendiği bildirildi. ABD Başsavcısı Pam Bondi, Maduro’nun New York Güney Bölge Mahkemesi'nde "narkoterörizm" ve uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarıyla hakim karşısına çıkarılacağını duyurdu. Trump yönetimi, Venezuela'yı ABD’ye giren uyuşturucunun %97’sinin kaynağı olmakla suçluyor. Bu hamlenin 1989'daki Panama işgaline (Manuel Noriega'nın yakalanması) benzediğini ancak küresel enerji dengeleri açısından çok daha büyük bir risk taşıdığını vurguluyor. Operasyonun ardından Venezuela’da hükümet yetkilileri ülke genelinde olağanüstü hal ilan edildiğini açıkladı. Başkent Karakas başta olmak üzere birçok şehirde askeri birliklerin konuşlandırıldığı, iletişim ve ulaşımda kısıtlamalara gidildiği bildirildi. Savunma Bakanı Vladimir Padrino López’in, yabancı askeri müdahaleye karşı ordu ve halkı “direnişe” çağırdığı yönündeki açıklamalar dikkat çekti. Trump ise Venezuela’da “güvenli ve makul bir siyasi geçiş sağlanana kadar” ABD’nin sürece destek vereceğini savundu. Bu açıklama, Washington’un ülkenin geleceğinde doğrudan rol oynayacağı yönünde yorumlandı. Venezuela Yüksek Adalet Mahkemesi (TSJ), Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez'in ülkenin geçici Devlet Başkanı olarak görevi üstlenmesine karar verdi. ABD ile Venezuela arasındaki ilişkiler uzun süredir gergin bir seyir izliyordu. Gerilimin merkezinde ise petrol yer alıyor. Venezuela, dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerinden birine sahip ülkelerden biri olarak biliniyor. Trump: "Çalınan Malımızı Geri Alıyoruz" Araştırmalarımıza göre, Trump bu operasyonu sadece bir "demokrasi getirme" hamlesi olarak değil, doğrudan ekonomik bir geri kazanım projesi olarak görüyor. Trump’ın petrol konusundaki açıklamaları ve planları şu şekilde: Geçici Yönetim: Trump, "Güvenli, uygun ve sağduyulu bir geçiş yapana kadar Venezuela'yı biz (ABD) yöneteceğiz" dedi. Bu süreçte ülkeyi ABD liderliğindeki bir kurulun idare etmesi planlanıyor. Amerikan Petrol Devleri Devrede: Trump, operasyonun hemen ardından yaptığı açıklamada, "Amerikan petrol şirketlerimizi oraya sokacağız; milyarlarca dolar harcayacaklar, ağır hasar görmüş altyapıyı düzeltecekler ve ülke için para kazanmaya başlayacaklar" ifadelerini kullandı. Maliyetin Karşılanması: Trump, petrol tesislerine yapılacak yatırımların maliyetinin, üretilen petrolün satışından elde edilecek gelirle (bir tür geri ödeme sistemiyle) karşılanacağını belirtti. Hugo Chávez döneminde başlayan ve Maduro yönetimiyle devam eden politikalar kapsamında, petrol sektörü başta olmak üzere birçok stratejik alan kamulaştırılmış, yabancı şirketlerin faaliyet alanları ciddi biçimde daraltılmıştı. Petrol şirketi PDVSA tamamen devlet kontrolüne alınırken, elde edilen gelirlerin sosyal programlara yönlendirilmesi hedeflenmişti. ABD yönetimi ise bu politikaların hem küresel enerji piyasalarını istikrarsızlaştırdığını hem de Amerikan şirketlerinin çıkarlarını zedelediğini savunuyordu. Trump yönetimi döneminde Venezuela’ya yönelik ekonomik yaptırımlar sertleştirilmiş, Maduro yönetimi “gayrimeşru” ilan edilmişti. Washington, Maduro’yu uzun süredir “uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı bir lider” olarak tanımlıyordu. ABD’nin doğrudan askeri operasyonla bir ülkenin devlet başkanını yakalayıp ülke dışına çıkarması, uluslararası arenada geniş yankı uyandırdı. Rusya, operasyonu uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelendirerek sert şekilde kınadı. BM Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırdı. Çin, Maduro’nun derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu ve egemenlik ilkesinin çiğnendiğini savundu. Brezilya ve Kolombiya, sınır bölgelerinde güvenlik önlemlerini artırdı. Meksika ve Arjantin, askeri müdahaleye karşı olduklarını açıkladı. Ssoyala medya üzerinden  Şili Devlet Başkanı Gabriel Boric, "Bugün, uyuşturucu-terörizm bahanesi ve kaynaklarını kontrol etme niyetinin açıkça dile getirilmesiyle Venezuela hedef alınmaktadır. Yarın ise başka bir ülke, başka bir bahaneyle hedef olabilir." Cümlelerine yer verdi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, yaşanan gelişmeleri görüşmek üzere acil toplantı yapması bekleniyor. Avrupa’dan gelen açıklamalarda ise “güç kullanımı yerine diplomasi” vurgusu öne çıktı. Uluslararası ilişkiler uzmanlarına göre bu operasyon, modern siyasi tarihte son derece nadir görülen ve tehlikeli bir emsal oluşturabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bir devlet başkanının, başka bir ülke tarafından doğrudan askeri güç kullanılarak görevinden alınması, küresel ölçekte egemenlik ve uluslararası hukuk tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Venezuela’da yaşanan bu gelişme, sadece bir ülkenin iç siyasi dengelerini değil, Latin Amerika’daki güç ilişkilerini, küresel enerji piyasalarını ve uluslararası hukuk düzenini de etkileme potansiyeli taşıyor. Gözler şimdi hem Venezuela’daki gelişmelere hem de Washington’un bundan sonraki adımlarına çevrilmiş durumda. Trump’ın bu operasyondan aylar önce, 2025 sonbaharında Pentagon ve Enerji Bakanlığı’na "Venezuela Petrol Sahalarının Yeniden İnşası ve İşletilmesi" konulu gizli bir rapor hazırlattığı iddia ediliyor. Trump, "Venezuela petrol altyapısını biz inşa ettik, sosyalistler onu bizden çaldı" diyerek bu müdahalenin ekonomik zeminini uzun süredir hazırlıyordu. Ankara’da Venezuela Alarmı ABD ordusunun "Absolute Resolve" operasyonuyla Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu derdest ederek New York’a götürmesi, Ankara siyasetinde şok etkisi yarattı. Dışişleri Bakanlığı’nın temkinli "itidal" çağrısına karşın, MHP lideri Devlet Bahçeli ve CHP lideri Özgür Özel’den çok sert açıklamalar geldi. Dışişleri’nden "Dengeli" İlk Mesaj Operasyonun hemen ardından Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan 1 numaralı açıklamada, Türkiye’nin gelişmeleri "yakından takip ettiği" vurgulandı. Açıklamada, "Türkiye, Venezuela’nın istikrarına ve halkının huzuruna önem atfetmektedir. Mevcut durumun uluslararası güvenliği tehdit etmemesi için tüm tarafları itidalli davranmaya davet ediyoruz" denildi. Ankara, krizin "uluslararası hukuk" çerçevesinde çözümü için yapıcı katkı sunmaya hazır olduğunu belirtti. Bahçeli: "Bu Operasyon 15 Temmuz ile Birebir Aynıdır" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, operasyona en sert tepkiyi gösteren isim oldu. CNN Türk’e özel açıklamalarda bulunan Bahçeli, Maduro’nun görevden alınma şeklini Türkiye’deki darbe girişimiyle kıyasladı: "Venezuela Devlet Başkanı Sayın Maduro’yu hukuksuz ve haksızca uzaklaştırma girişimi, bizim tarafımızdan bilinen ve tanıdık bir komplodur. Bu operasyon, 15 Temmuz hain darbe girişimiyle birebir aynıdır. Egemen bir ülkenin liderinin kaçırılması, uluslararası hukukun infazıdır." Özgür Özel: "Erdoğan, Trump’tan mı Korkuyor?" CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise Çankırı’da düzenlediği mitingde hükümetin tutumunu hedef aldı. İktidarın Venezuela konusunda sessiz kaldığını savunan Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirdi: "Düne kadar 'kardeşim' dediği Maduro, ABD tarafından evinden derdest edilip kaçırılıyor ama Erdoğan’dan tek kelime ses çıkmıyor. Trump’ın darbesine karşı neden konuşamıyorsunuz? Trump’tan mı korkuyorsunuz? Türkiye’nin onurunu ve dostluk hukukunu korumak bu kadar mı zor?" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Sayın Cumhurbaşkanımız ve AK Partimiz her zaman uluslararası hukukun, ülkelerin meşru egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün savunucusu olmuştur. Venezuela halkının ülkelerindeki siyasi egemenliğin yegane sahibi olduğunun altını çiziyoruz. Siyasi aklın gereği dünyadaki kaosa karşı iç cephemizi sağlam tutmaktır. Devlet aklının ve diplomasinin tüm imkanlarını değerlendirerek, istikametimizi daha da güçlendireceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın büyük tecrübesi ve siyasi iradesiyle krizlerin yönetiminde inşa edeceği siyasi hatlar, Türkiye’nin yolunu açık tutmaya devam edecektir.” İfadelerine yer verdi. Büyükelçi’den "Resmi Kınama" Beklentisi Venezuela’nın Türkiye Büyükelçisi Freddy Gutierrez ise akşam saatlerinde yaptığı açıklamada, Türkiye ile olan stratejik dostluğa dikkat çekerek, "Dostumuz Türkiye’den bu hukuksuz saldırıya karşı çok daha net ve resmi bir kınama bekliyoruz" ifadelerini kullandı
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ocak Cumartesi sabahı yaptığı açıklamada, ABD Silahlı Kuvvetleri’nin Venezuela’ya yönelik “geniş ölçekli bir askeri operasyon” düzenlediğini ve bu operasyon kapsamında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi Cilia Flores’in yakalanarak ülke dışına çıkarıldığını duyurdu. Açıklama, Karakas’ta gece yarısı meydana gelen şiddetli patlamaların hemen ardından geldi.

Trump’ın “Mutlak Kararlılık Harekâtı” (Operation Absolute Resolve) adını verdiği operasyonun, ABD’nin seçkin özel kuvvetlerinden Delta Force tarafından gerçekleştirildiği belirtildi. ABD Başkanı, operasyonu Florida’daki Mar-a-Lago malikanesinden canlı olarak izlediğini ifade ederek, “47 saniye içinde çelik kapılar aşıldı ve hedef ele geçirildi” sözleriyle müdahalenin hızına dikkat çekti.

ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine’in açıklamalarına göre, operasyona 15 binden fazla asker, F-35 ve F-22 savaş uçakları ile B-1 bombardıman uçakları katıldı.

Karakas’ta elektrikler tamamen kesildikten sonra, Delta Force ve Navy SEAL ekipleri helikopterlerle Maduro'nun yerleşkesine indi.

Çatışmalarda 40 Venezuela askeri ve sivili hayatını kaybederken, 2 ABD askeri yaralandı. Trump, "Tek bir Amerikan ekipmanı bile kaybedilmedi, bu inanılmaz bir başarı" sözleriyle operasyonu savundu.

Yakalanan Maduro ve eşi, ilk olarak ABD donanmasına ait USS Iwo Jima adlı savaş gemisine götürüldü. Daha sonra ABD’ye sevk edilen Maduro’nun New York ya da Miami’de federal mahkemelerde “narko-terörizm” ve “uluslararası uyuşturucu kaçakçılığı” suçlamalarıyla yargılanmasının beklendiği bildirildi.

ABD Başsavcısı Pam Bondi, Maduro’nun New York Güney Bölge Mahkemesi'nde "narkoterörizm" ve uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarıyla hakim karşısına çıkarılacağını duyurdu. Trump yönetimi, Venezuela'yı ABD’ye giren uyuşturucunun %97’sinin kaynağı olmakla suçluyor.

Bu hamlenin 1989'daki Panama işgaline (Manuel Noriega'nın yakalanması) benzediğini ancak küresel enerji dengeleri açısından çok daha büyük bir risk taşıdığını vurguluyor.

Operasyonun ardından Venezuela’da hükümet yetkilileri ülke genelinde olağanüstü hal ilan edildiğini açıkladı. Başkent Karakas başta olmak üzere birçok şehirde askeri birliklerin konuşlandırıldığı, iletişim ve ulaşımda kısıtlamalara gidildiği bildirildi.

Savunma Bakanı Vladimir Padrino López’in, yabancı askeri müdahaleye karşı ordu ve halkı “direnişe” çağırdığı yönündeki açıklamalar dikkat çekti. Trump ise Venezuela’da “güvenli ve makul bir siyasi geçiş sağlanana kadar” ABD’nin sürece destek vereceğini savundu. Bu açıklama, Washington’un ülkenin geleceğinde doğrudan rol oynayacağı yönünde yorumlandı.

Venezuela Yüksek Adalet Mahkemesi (TSJ), Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez'in ülkenin geçici Devlet Başkanı olarak görevi üstlenmesine karar verdi.

ABD ile Venezuela arasındaki ilişkiler uzun süredir gergin bir seyir izliyordu. Gerilimin merkezinde ise petrol yer alıyor. Venezuela, dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerinden birine sahip ülkelerden biri olarak biliniyor.

Trump: "Çalınan Malımızı Geri Alıyoruz"

Araştırmalarımıza göre, Trump bu operasyonu sadece bir "demokrasi getirme" hamlesi olarak değil, doğrudan ekonomik bir geri kazanım projesi olarak görüyor. Trump’ın petrol konusundaki açıklamaları ve planları şu şekilde:

Geçici Yönetim: Trump, "Güvenli, uygun ve sağduyulu bir geçiş yapana kadar Venezuela'yı biz (ABD) yöneteceğiz" dedi. Bu süreçte ülkeyi ABD liderliğindeki bir kurulun idare etmesi planlanıyor.

Amerikan Petrol Devleri Devrede: Trump, operasyonun hemen ardından yaptığı açıklamada, "Amerikan petrol şirketlerimizi oraya sokacağız; milyarlarca dolar harcayacaklar, ağır hasar görmüş altyapıyı düzeltecekler ve ülke için para kazanmaya başlayacaklar" ifadelerini kullandı.

Maliyetin Karşılanması: Trump, petrol tesislerine yapılacak yatırımların maliyetinin, üretilen petrolün satışından elde edilecek gelirle (bir tür geri ödeme sistemiyle) karşılanacağını belirtti.

Hugo Chávez döneminde başlayan ve Maduro yönetimiyle devam eden politikalar kapsamında, petrol sektörü başta olmak üzere birçok stratejik alan kamulaştırılmış, yabancı şirketlerin faaliyet alanları ciddi biçimde daraltılmıştı. Petrol şirketi PDVSA tamamen devlet kontrolüne alınırken, elde edilen gelirlerin sosyal programlara yönlendirilmesi hedeflenmişti.

ABD yönetimi ise bu politikaların hem küresel enerji piyasalarını istikrarsızlaştırdığını hem de Amerikan şirketlerinin çıkarlarını zedelediğini savunuyordu. Trump yönetimi döneminde Venezuela’ya yönelik ekonomik yaptırımlar sertleştirilmiş, Maduro yönetimi “gayrimeşru” ilan edilmişti. Washington, Maduro’yu uzun süredir “uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı bir lider” olarak tanımlıyordu.

ABD’nin doğrudan askeri operasyonla bir ülkenin devlet başkanını yakalayıp ülke dışına çıkarması, uluslararası arenada geniş yankı uyandırdı.

Rusya, operasyonu uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelendirerek sert şekilde kınadı. BM Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırdı.

Çin, Maduro’nun derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu ve egemenlik ilkesinin çiğnendiğini savundu.

Brezilya ve Kolombiya, sınır bölgelerinde güvenlik önlemlerini artırdı.

Meksika ve Arjantin, askeri müdahaleye karşı olduklarını açıkladı.

Ssoyala medya üzerinden  Şili Devlet Başkanı Gabriel Boric, "Bugün, uyuşturucu-terörizm bahanesi ve kaynaklarını kontrol etme niyetinin açıkça dile getirilmesiyle Venezuela hedef alınmaktadır. Yarın ise başka bir ülke, başka bir bahaneyle hedef olabilir." Cümlelerine yer verdi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, yaşanan gelişmeleri görüşmek üzere acil toplantı yapması bekleniyor.

Avrupa’dan gelen açıklamalarda ise “güç kullanımı yerine diplomasi” vurgusu öne çıktı.

Uluslararası ilişkiler uzmanlarına göre bu operasyon, modern siyasi tarihte son derece nadir görülen ve tehlikeli bir emsal oluşturabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bir devlet başkanının, başka bir ülke tarafından doğrudan askeri güç kullanılarak görevinden alınması, küresel ölçekte egemenlik ve uluslararası hukuk tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Venezuela’da yaşanan bu gelişme, sadece bir ülkenin iç siyasi dengelerini değil, Latin Amerika’daki güç ilişkilerini, küresel enerji piyasalarını ve uluslararası hukuk düzenini de etkileme potansiyeli taşıyor. Gözler şimdi hem Venezuela’daki gelişmelere hem de Washington’un bundan sonraki adımlarına çevrilmiş durumda. Trump’ın bu operasyondan aylar önce, 2025 sonbaharında Pentagon ve Enerji Bakanlığı’na "Venezuela Petrol Sahalarının Yeniden İnşası ve İşletilmesi" konulu gizli bir rapor hazırlattığı iddia ediliyor. Trump, "Venezuela petrol altyapısını biz inşa ettik, sosyalistler onu bizden çaldı" diyerek bu müdahalenin ekonomik zeminini uzun süredir hazırlıyordu.

Ankara’da Venezuela Alarmı

ABD ordusunun "Absolute Resolve" operasyonuyla Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu derdest ederek New York’a götürmesi, Ankara siyasetinde şok etkisi yarattı. Dışişleri Bakanlığı’nın temkinli "itidal" çağrısına karşın, MHP lideri Devlet Bahçeli ve CHP lideri Özgür Özel’den çok sert açıklamalar geldi.

Dışişleri’nden "Dengeli" İlk Mesaj

Operasyonun hemen ardından Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan 1 numaralı açıklamada, Türkiye’nin gelişmeleri "yakından takip ettiği" vurgulandı. Açıklamada, "Türkiye, Venezuela’nın istikrarına ve halkının huzuruna önem atfetmektedir. Mevcut durumun uluslararası güvenliği tehdit etmemesi için tüm tarafları itidalli davranmaya davet ediyoruz" denildi. Ankara, krizin "uluslararası hukuk" çerçevesinde çözümü için yapıcı katkı sunmaya hazır olduğunu belirtti.

Bahçeli: "Bu Operasyon 15 Temmuz ile Birebir Aynıdır"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, operasyona en sert tepkiyi gösteren isim oldu. CNN Türk’e özel açıklamalarda bulunan Bahçeli, Maduro’nun görevden alınma şeklini Türkiye’deki darbe girişimiyle kıyasladı: "Venezuela Devlet Başkanı Sayın Maduro’yu hukuksuz ve haksızca uzaklaştırma girişimi, bizim tarafımızdan bilinen ve tanıdık bir komplodur. Bu operasyon, 15 Temmuz hain darbe girişimiyle birebir aynıdır. Egemen bir ülkenin liderinin kaçırılması, uluslararası hukukun infazıdır."

Özgür Özel: "Erdoğan, Trump’tan mı Korkuyor?"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise Çankırı’da düzenlediği mitingde hükümetin tutumunu hedef aldı. İktidarın Venezuela konusunda sessiz kaldığını savunan Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirdi: "Düne kadar 'kardeşim' dediği Maduro, ABD tarafından evinden derdest edilip kaçırılıyor ama Erdoğan’dan tek kelime ses çıkmıyor. Trump’ın darbesine karşı neden konuşamıyorsunuz? Trump’tan mı korkuyorsunuz? Türkiye’nin onurunu ve dostluk hukukunu korumak bu kadar mı zor?"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Sayın Cumhurbaşkanımız ve AK Partimiz her zaman uluslararası hukukun, ülkelerin meşru egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün savunucusu olmuştur. Venezuela halkının ülkelerindeki siyasi egemenliğin yegane sahibi olduğunun altını çiziyoruz. Siyasi aklın gereği dünyadaki kaosa karşı iç cephemizi sağlam tutmaktır. Devlet aklının ve diplomasinin tüm imkanlarını değerlendirerek, istikametimizi daha da güçlendireceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın büyük tecrübesi ve siyasi iradesiyle krizlerin yönetiminde inşa edeceği siyasi hatlar, Türkiye’nin yolunu açık tutmaya devam edecektir.” İfadelerine yer verdi.

Büyükelçi’den "Resmi Kınama" Beklentisi

Venezuela’nın Türkiye Büyükelçisi Freddy Gutierrez ise akşam saatlerinde yaptığı açıklamada, Türkiye ile olan stratejik dostluğa dikkat çekerek, "Dostumuz Türkiye’den bu hukuksuz saldırıya karşı çok daha net ve resmi bir kınama bekliyoruz" ifadelerini kullandı

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gozdetv.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.